#DolceFarNiente #İtalyanatasözü #hayatfelsefesi #tatlıhiçlik #Bilinçlisakinleşmesanatı #Hiçbirşeyyapmamanıntatlılığı #YeDuaSev#SamuelBeckett #JohnWilliamGodward
Eureka!(Evreka!)
Buldum! Buldum!
Yurdunu seven her Türk vatandaşı gibi elbette ben de canım yurdumda olup biten her türlü olaydan, yaşanan tüm tatsızlıklardan, haksızlıktan, adaletsizlikten, ekonomiden, yaşamsal krizlerden, doğayla ilgili sıkıntılardan, siyasetten, yalandan, -dan, -den, -tan, -ten… Elbette herkes gibi, herkes kadar üzgün ve yorgunum. Olup biten her şeyden. Tabii ki iki lafımdan birinde tüm bunlardan bahis açıp bol bol üzülüyor, yakınıyor hatta sızlanıyorum. Elbette haber izlemekten dinlemekten okumaktan imtina ediyor yine de kendimi tutamayıp bolca olumsuzluğa kendimi maruz bırakıyor ve sonra da sürekli bozulan psikolojimi düzeltmeye çalışmaktan; düşen enerjimi yükseltmeye uğraşmaktan helak oluyorum. Olana bitene mi üzüleyim kendi yaşantımı mı sürdürmeye çalışayım şaşırıyorum. Herkes gibi ben de ne yapılabilir, çözüm ne onun peşindeyim, elbette. Veeeeee bence ben buldum.Buldum! Buldum!Eureka!(Evreka!)
“Dolce Far Niente” Türkiye’de Yasalaşmalı!
Kulağa biraz delice, biraz çalıntı gibi mi geldi? Yok yok ikisi de değil. Her ne yapacaksak haklıya hakkını vererek yapacağız. Bu “Dolce Far Niente” İtalyanların bi kere. Onlar keşfetmiş onların çok sevilen dünyaca ünlü bir atasözleri. Biz başka ülkeler gibi bunu alıp da bizimdir diyecek değiliz elbette! ;) Bu, harika hayat felsefesi İtalyanlara ait. Biz sadece İtalyanların keyfi olarak uyguladıkları bu felsefeyi yasalarla zorunlu hale getireceğiz. Benim İtalya’dan hiçbir eksiği olmayan hatta bolca fazlası bulunan canım yurdumu kurtarmak için bulduğum çözüm bu:Yasalarımıza,“Her T.C. vatandaşı haftada en az iki saat ‘Dolce Far Niente’ uygulamak zorundadır.” maddesi eklenecek ve layığıyla uygulanıp uygulanmadığına dair bir yönergeler ve yönetmelikler silsilesi bulunacak; uygulamayanlar için çeşitli yaptırımları olacak. Olacak da peki nedir bu Dolce Far Niente?
“Hiçbir şey yapmamanın tatlılığı.” Daha farklı şekillerde de çevrilebilir elbette. Ben “Tatlı Hiçlik” e çok sıcak bakıyorum mesela. Bazılarınız julia Roberts ve Javier Bardem filmi “Ye Dua Et Sev”den hatırlayabilirsiniz bunu. O filmin özüydü benceDolce Far Niente.
“Bir iç huzur anında kendinle birlikte olmakla, her bir ayrıntıdan gerçekten keyif almakla ilgilidir. En basit olanlardan bile. Sabah kahvesini sessizlik içinde içmek veya düşüncelerinle birlikte yalnız başına oturmak, gökyüzüne bakmak ve şükran duygusuyla dolmak gibi… Ses olmadan, etrafında insan olmadan, hiçbir şeyi açıklamaya veya kanıtlamaya ihtiyaç duymadan… Kendine bir mola vermekle ilgilidir. Yavaşlamak, yenilenmek, yeniden bağlanmak demektir. Gözlemlemek, hissetmek, her şeyi sakince, kendi hızında deneyimlemek ve kendine giden yolu bulmaktır.” Bu Dolce Far Niente’ dir. Hiçbir şey yapmamanın tatlılığı…
Bazıları için aşırı romantize bir bakış açısı gibi gelebilir bu. İtirazlar yükselmesi çok normal; özellikle ciddi seslerden, ağırbaşlı duruşlardan. "tembelliğinize kılıf!" dediklerini duyar gibiyim. İşte o yüzden yasalaşmalı diyorum ya. Hafife alınabileceğini bildiğimden içeriğine bakmadan derinine inilmeden reddedilme eğilimine girileceğini öngördüğümden. “ Türkiye’de Dolce Far Niente yasalaşmalı.” diyorum ısrarla. Yani insanlar yasalar dayatmasıyla bunu yaşamaya deneyimlemeye yönlendirilmeli, diyorum. Çünkü yaşamın özünü ancak öyle hissedebiliriz yeniden. Çünkü buna ihtiyacımız var derinden. Tüm sorunlarımızın böyle çözülebileceğini en azından çözülmeye başlangıç yapılabileceğini savunuyorum. Bizi daha yaratıcı çözümlere çıkaracağını iddia ediyorum.
Nasıl olacakmış o? Sistem bizi bunun için mi yetiştirdi? Hep üretmek ve o üretilenleri tüketmek üzerine kurulmuş bu düzende, bir üretici ya da tüketici konumunda olmadan kendini öylece akışa bırakmak da neymiş? Modern dünyanın sürekli üretme, hızlanma, verimli olma baskısına karşı koyabilmek çok zor. Hal böyle olduğundan diyorum ya yasa getirilsin. Herkes“Tatlı Hiçlik” deneyimlemek durumunda olsun; olsun ki o kötü alışkanlıklarından sıyrılabilsin. Hangi kötü alışkanlıkmış o? Hep çok çalışmak, çabalamak gerekiyor. Yoksa hiçbir şey yapmadan oturursak işe yaramaz biri gibi görülebilir ve bir yere ait olma ihtimalimizi kaybedebiliriz gibi hissediliyor. Oysa insan sadece üretmek için yaşamaz. Bazen yaşamın kendisini hissetmek de bir eylemdir.
“Hiçbir şey yapmamanın bile bir yolu yordamı vardır.” diyor Samuel Beckett
Google amcaya sorarsanız da suçluluk duymadan dinlenmeyi anın tadını çıkarmayı sadece var olmanın huzurunu yaşamayı ifade ettiğini söylüyor. Çok hoş da bir tabir kullanmış: Bilinçli sakinleşme sanatı. Ne şairane bir ifade. Günümüzde hangimizin sakinleşme ihtiyacı yok ki? Tüm derdimizin tatile gitmek olduğunu sanıyoruz maalesef. Tatil yapabilmek için daha çok çalışıp para biriktiriyoruz sonra da tatil zannettiğimiz bir takım yorgunluklarda biriktirdiklerimizi de enerjimizi de tüketiyoruz. Oysa durup dinginleşmek düşünmek yaşamın o doğal ritmini hissetmek bizi özümüzle birleştirecek. Çünkü biz de o ritmin içinde o doğalın bir parçasıydık bir zamanlar. Bunu hatırlamaya çok ihtiyacımız var.
Ancak hatırladığımızda, modern diye isimlendirdiğimiz bu çılgınlıkta kendimize farkında olmadan dayattığımız yanlışlarımızdan dönüp sorunlarımıza çözüm bulabiliriz. Bizi kurtaracak olan ancak o tatlı hiçliktir. Yaşasın Dolce Far Niente Yasası!
